Edebiyatımız
22px
1Ne boğa tanır seni ne incir ağacı,
2Ne evindeki atlar ne karıncalar
3Ne çocuk tanır seni ne de ikindi
4Ölüsün çünkü, dirileceğin de yok
6Taşın sırtı da seni tanımaz artık,
7İçinde düşündüğün kara atlas da.
8Dilsiz anıların da tanımaz seni,
9Ölüsün çünkü, dirileceğin de yok.
11Deniz kabuklarıyla geldiğinde güz,
12Sis üzümleriyle, dağ öbekleriyle,
13Gözlerine hiç kimse bakmak istemez,
14Ölüsün çünkü, dirileceğin de yok.
16Ölüsün çünkü, dirileceğin de yok.
17Yeryüzünün bütün ölüleri gibi,
18Unutulmuş bütün ölüler gibi
19Sönmüş bir köpekler yığını içinde.
21Yok tanıyan seni.Yok.Seni söylüyorum bense.
22Yüzünü inceliğini söylüyorum sonraya.
23Anlayışının o yüce, yetkin üstünlüğünü
24İştahını ölüme, ağzındaki tada onun.
25Senin o yiğitçe sevincini saran kederi
27Doğmasına çok zaman ister, gün olur doğarsa,
28Öyle zengin serüvenli, parlak Endülüslü'nün.
29İnleyen sözlerle söylüyorum inceliğini
30Anarak acı bir yeli zeytin ağaçlarında
Mısra Şerhleri

Şiirin edebi analizi, şerhi ve eski kelimelerinin anlamlarını incelemek için altı çizili sarı mısraların üzerine tıklayabilirsiniz.

Ses ve Video Kayıtları

Henüz medya kaydı eklenmemiş.