Edebiyatımız
22px
1Garip
3 Güçlüklere, bir başına da olsa, karşı koyan insan kuvvet­
4li insan olmalı. Ben bunu yalnız kalıp da ümitsizlik içinde
5olduğumu hissettiğim anlarda daha iyi anladım. Bununla
6beraber, senelerden beri, o kadar çok zamanlar yalnız kal­
7dım ki bu hale adeta alışır, hatta -kuvvetli olmanın gururu­
8nu duyabilmek için- zaman zaman yalnızlığı arar oldum.
9Şu anda gurur diye isimlendirdiğim bu his, başlangıçta bir
10avunma yolu idi. Hayatlarının, benim gibi, ıstırapla dolu
11olduğunu sananlar, buna benzer bir sürü avunma çareleri
12bulmuşlardır. Bu çareler, o yalnız kalmış insanların, yalnız­
13lık anlarındaki arkadaşlarıdır. Hayatın karşısında, hatta sıra­
14sında ölümün karşısında, ancak bu arkadaşların yardımı ile
15tutunabiliriz. Benim, yukarıda bahsettiğim gurura benzer,
16birkaç arkadaşım daha var. Vakit olsa da sizinle, onlar hak­
17kında konuşabilsem. Ne iyi olur! Ama Garip için yazacağım
18bir yazıda işi dertleşmeye dökersem belki de bana kızarsınız.
19 Onun için, size şimdilik, bunların yalnız bir tanesinden
20bahsedeyim:
21 "Hiçbir yaptığımdan pişman olmayacağım." diye bir ka­
22rar vermişliğiniz var mıdır? Benim vardır. Çok da faydasını
23gördüm. Bundan bir hayli zaman evvel böyle bir karar ver­
24memiş olsaydım, üzüntülü günlerimin sayısı muhakkak ki
25daha fazla olurdu. Bu arada "1941 senesinde Garip adlı bir
26kitap neşretmişim," diye dövünür durur, hele onun yeniden
27basılmasına dünyada razı olamazdım. Garip yeniden bası­
28lırken, içimde böylece "yiğitlik bende kalsın" dermişim gibi
29bir his var. Şiirdeki garip mefhumu üzerinde bugün bir yazı
30yazmaya kalksam herhalde aynı şeyleri yazmam. Ama bun­
31dan dolayı kim beni haksız bulabilir? Onları beş sene evvel
32yazmışbm. Beş sene sonra da aynı şeyleri söyleyecek olduk­
33tan sonra ne diye yaşadım? O günden ölseydim olmaz mıy­
34dı? 1941 senesinde söylediklerim, 1616 senesinde 52 yaşında
35iken ölen Shakespeare' in, 377 yaşında söylemesi lazım gelen
36sözlerdi. Aynı şekilde, bundan yüz sene sonra yaşayacak bir
37şairin sözleri de benim yüz otuz bir yaşında düşüneceğim
38şeyleri anlatmalıdır.
39 Bir oluş, bir kendimize geliş devrindeyiz. Dilimizin, gün­
40den güne bile, ne kadar değiştiğini fark etmiyorsanız benim
41bir bu yazıma, bir de o zamanlar neşrettiğim Garip'e bakın.
42Göreceksiniz ki fark çok büyük. Bu farkın bütün günahını
43sakın benim omuzlarıma yüklemeyin; aynı tecrübeyi, başka
44muharrirlerin yazıları üzerinde de tekrarlayın; işin, değişen,
45daha ileriye, daha güzele giden bir cemiyetin işi olduğunu
46anlarsınız. Bu gidişe ayak uyduramamış insanlarla da kar­
47şılaşmanız kabil. Ama her ileriye gidişte bir sürü döküntü
48bırakmıyor, bir sürü fire vermiyor muyuz? Hatta, çok kere, o
49döküntüler ayaklarımıza takılıp bizim de yolumuzda yürü­
50memize engel olmuyorlar mı?
51 Yazdıkça fark ediyorum; Garip' in müdafaasına kalkışmış
52gibi bir halim var. Garip'i kimseye karşı değil, kendime kar-
53şı müdafaa etmek isterim. Bunun, etrafımı hiçe sayışımdan
54geldiğini de sanmayın. Garip'i başkalarından evvel kendi­
55me karşı müdafaa etmek isteyişim, ondaki kusurları, başka­
56larından çok, kendim bildiğim içindir. "Benden başka bilen
57yoktur" demiş gibi de olmayayım; başkalarından kashm
58kitabım hakkında söz söylemiş olanlardır. Bunların içinde,
59üzerinde durulmaya değer, bir tek tenkit yazısı hahrlıyorum.
60O tenkidi yazan zat, fikirlerine gerçekten inandığım bir dos­
61tumdu. Cemiyete bağlı bir sanalın, ferdin ruhi hayahyla ilgi­
62lenemeyeceğini söylüyordu. Ben ferdin ruhi hayatının cemi­
63yetten büsbütün ayn bir hadise olduğunu ileri sürmemiştim
64ki. Yoksa o dostum mu işi böyle telakki ediyor? Etmemesi
65lazım. Çünkü zıt nazariyelerin benim kadar uzlaşhrıcı olma­
66yan taraftarları bile, sırasında, kendi fikirlerini karşı tarafın
67iddiaları ile tamamlıyorlar. Mesela hiçbir Freud' yoktur ki
68 cu
69şuuralhna itilen temayüllerin oraya cemiyetler tarafından
70itildiğini, dolayısıyla şuuraltı dediğimiz alemin meydana
71gelmesinde cemiyetin pek büyük bir payı olduğunu kabul
72etmesin. O zaman söylememişsem şimdi söyleyeyim; şuu­
73ralhnı bir varlık değil, bir "fikrin izahı için ileri sürülmüş
74bir mefhum" diye kabul ediyorum. Hani birtakım insanların
75Allah'ı kabul etmeleri gibi.
76 Bu bahsi derinleştirmek isterdim. Ama söyleyeceğim söz­
77lerin alimane1 olmasından korkuyorum. Şiir hakkında ali­
78mane olmadan da söylenebilecek sözler var. Fakat Garip'i
79yazdığım zaman, daha ziyade, garipliğin nereden geldiğini
80düşünmüş, şiirin kıymetleri üzerinde o kadar durmamışhm.
81Gerçi o kıymetleri, o vakitler, pek de bilmiyordum ya. Ama
82bugün öyle değil. Şiir üzerinde hem tecrübem fazla hem
83bilgim. Bununla beraber o tecrübeleri, o bilgileri anlatmak
84bana, şu anda, o günkünden daha güç görünüyor. Daha
85doğrusu, anlahlmasından ziyade, anlaşılmasının güç olaca­
86ğını sanıyorum. Hoş, böyle olmasa da söyleyeceğim sözler
87neye yarayacak bilmem. Fikir tarihi, bir fikir madrabazlığı
88tarihinden başka bir şey değil. Bugüne gelinceye kadar bir
89sürü şeyler söylenmiş. Ama gerçek olarak ne söylenmiş? Bir
90aralık, bir arkadaşım "Sanat bahislerinde aksini ispat ede­
91meyeceğim mesele yoktur," demişti. "Aksi ispat edilemeye­
92cek mesele yoktur," dernek "İspat edilecek mesele yoktur,"
93dernektir. Mademki ispat edilecek mesele yok ne diye düşü­
94nüyor ne diye konuşuyor ne diye yazıyoruz? Sanattan bah­
95setmek de sanatla uğraşmak gibi, kaçınılmaz, şifa bulmaz
96bir hastalık mı yoksa?
98 [Orhan Veli, Garip, Ölmez Eserler
99 Yayınevi, İstanbul, 1945.]
100 NETICE

Editör / Yazar Notları

1 alimane: bilgiç bir tavırla.
Mısra Şerhleri

Şiirin edebi analizi, şerhi ve eski kelimelerinin anlamlarını incelemek için altı çizili sarı mısraların üzerine tıklayabilirsiniz.

Ses ve Video Kayıtları

Henüz medya kaydı eklenmemiş.