Edebiyatımız
22px
1Issız dağlar, gür ormanlar, akar sular geçerek
2Rumeli'nin bir yanını baştan başa dolaştım.
3Yaz günüydü, uzaklardan mezarlığı seçerek
4Sabah vakti çukurda bir viran köye ulaştım.
6Sisli bir dağ eteğinde isli birkaç evceğiz,
7Bir ormanın gölgesinde dalgın dalgın uyurdu.
8Çerden çöpden çatılmış bir viraneydi köyceğiz,
9Gece dağdan kurtlar iner, dolanırdı o yurdu.
11Lakin bilmem ne hikmettir! O kırlarda, bağlarda
12Bir perişan güzellik var, sevdasına doyulmaz.
13Sular çağlar, rüzgar ağlar gece gündüz dağlarda;
14Irmaklarda iniltidoen başka bir şey duyulmaz.
16Kestanelik gölgesinde hayal gibi yürürsün,
17Bülbül şakır her ağacın, bir nazenin dalında.
18Tarlalarda gülümseyen çiçeklerin alında
19Ela gözlü gelinlerin gül benzini görürsün.
21İğri büğrü geçitlerden, kumsal dere yanından
22Dalgın dalgın geçiyorken, gözü kalır insanın.
23Laleleri al al olmuş vahşi kara ormanın;
24Kudret eli kalem çalmış şehidlerin kanından.
26Akşam üstü o dağlara sanki bir yas bürünür:
27Duman alır yükseklerde ıssız kaya başını.
28Her gelincik uzaklardan bir damla kan görünür,
29Gaza yeri zannedersin toprağını taşını.
31Gölge yürür, köyü okşar, ufku sarar gizlice;
32Tepelerden yalçın taşlar akan suya ses verir.
33Karanlıklar inci serper çayırlara her gece,
34Sabah olur, -peri gibi- gün yüzünü gösterir.
36Bir düş görür gibi geçtim o kimsesiz yerlerden,
37Harmanlara çıkar bir yol buldum, köye yanaştım.
38Yalnız değil, çoktan beri ben gönlümle yoldaştım.
39Ne düşündüm, bilmem niçin garibsedim seferden?
41Dört ağzına gelmiştim, mescide pek yakındım
42Azıcık durdum, doğruldum, etrafıma bakındım;
43Bir şey gördüm, asırlardan kalma ulu bir çınar,
44Altında yeşil sarıklı, bembeyaz bir ihtiyar.
46Çeşme başında ağaca yaslanmış bir emirdi.
47Kaygısız ve duygusuzdu dünyüyü boş bakışı.
48Efsaneler naklederdi insana loş bakışı.
49Yaşlı gürbüz bir yörükdü, paslanmış bir demirdi.
51Hiç akranı kalmamıştı; köyde varsa bir eşi,
52Gölgesinde dinlendiği koca, yüce çınardı.
53Bir neş'eli çocuk gibi doğan sabah güneşi,
54Temiz, beyaz sakalını öper, sever, okşardı.
56Bu çehreye şen güneşin kahkahası vururdu,
57Lakin koca karlı dağda artık çiçek açmazdı.
58Bir devrilmiş kütük gibi kımıldamaz dururdu,
59Bu zararsız ihtiyardan kuşlar bile kaçmazdı.
61Yavaş yavaş ilerledim, küçük bir hendek aştım,
62Üç adım sonra, sessizce ihtiyara yanaştım.
63Selam verdim, selam aldı, tütün verdim sevindi.
64Bir müslüman olduğumdan tamamıyle emindi.
66Bir kav çaktık, çubuk yaktık, biraz duman savurduk.
67Gölgelikte hoşbeş ettik, biraz yalan savurduk.
68Aramızda söz uzadı, laftan lafa aşarak,
69'Nerelisin? ' diye sordu, 'İstanbul'lu dedimdi.
71'-Sultan Mahmut sağ mı? ' dedi, sonra birden coşarak;
72'Tam beş yıl askerlik ettim, ekmeğini yedimdi.
73'Hey devletli koca sultan, hey celalli arslan, hey!
74'Bir kır ata biner gelir, gelen şahin sanırdın.
76'Bin yiğidin arasında, bir görüşte tanırdın.
77'Ak sakallı vezirleri karşısında titrerdi,
78'Ardı sıra derya gibi kullar yürür giderdi.
79'Fermanına yedi kıral baş eğermiş derlerdi.
81'Evliya kuvveti vardı, ona ermiş derlerdi.
82'Biz ne mutlu günler gördük, dehey gidi devran hey!
83'Delikanlıydım o zaman, kapısında çavuştum,
84'Beş sene hizmetten sonra geldim köye kavuştum.
86'Bir daha çıkmadım artık. Tarla takım edindim,
87'Elli sene şu toprakla güreş ettim, didindim.
88'Çocuklar askere gitti, biri geri gelmedi,
89'Hiç birinin bugüne dek bir haberi gelmedi.
91'Sonra kadın öldü. Çoktan kimsesizim, yoksulum;
92'İhtiyarlık pençesinde zebun kalmış bir kulum.'
93Bu sözleri o söylerken ben dikkatle dinledim,
94Can evimde acı duydum, için için inledim.
96Bu adamın sergüzeşti bana hayli dokundu.
97Dertli gönlümde mazinin ezanları okundu.
98Sakin sakin ağlamışım, baktım gözüm yaşarmış,
99Zavallı, kimsesi yokmuş, yapayalnız yaşarmış.
101Ben de merak edip sordum hayatını, yaşını.
102Biraz daha kurcaladım canlı mezar taşını.
103'-Bu köyde doğmuşum, dedi, çoluk çocuk kalmadı,
104'Seksenbeşlik varım belki, bak şu yaşta öksüzüm.
106'Gözde fer yok, dizde derman, canda soluk kalmadı,
107'Baykuş gibi şu kovukta geçer gecem, gündüzüm.
108'Ben de halimce gün gördüm, sorma inceden ince,
109'Bana Koca Hasan derler; Hasan Dayı deyince,
111'Yedi köyden karı kızan hep tanırlar bilirler,
112'Beni görmek için harman vakti bazı gelirler.'
113Dedim: 'Baba, İstanbul'a döneceğim, sen de gel.
114'Evlat gibi heoş tutarım, misafir ol bende, gel.
116'Bizde sana canla başla hizmet edip bakarlar,
117'Yazın taze süt bulurlar, kışın ateş yakarlar.
118'Dinlenirsin biraz belki...' İhtiyarın yüzüne
119Ateş bastı, bir kıvılcım düştü solgun yüzüne.
121Dedi: '-Oğlum, bu dünyüda artık nedir umudum?
122'Allah senden hoşnud olsun, ben köyümden hoşnudum.
123'Gönlüm, gözüm bu yerlerde ne şenlikler görmüştür.
124'Hepsi yalan. Geldi, geçti fani dünya bir düştür.
126'Gelen gitti, konan göçtü, kervan geçti, ben kaldım,
127'Yalnızlıktan dilsiz oldum, ıssızlıktan bunaldım.
128'Şimden sonra nerde olsam benim için mezardır,
129'Nerde ölüm pençesinden kurtulacak yer vardır?
131'Bak ben artık bir sararmış, bir kurumuş yaprağım,
132'Rüzgar beni savurursa burasıdır toprağım.
133'Burda rahat ölmek için ölenlere ağladım,
134'Niçin candan ayrı düştüm, kara yazma bağladım.
136'Arslan gibi üç oğlumu kurban ettim uğrunda,
137'Çifti sattım, evi, barkı viran ettim uğrunda.
139'Altmış sene oldu belki, ben bu köyden çıkmadım,
140'Ormanından, deresinden, kuşlarından bıkmadım.
141'Oğul, arzum budur benim: Burda ölmek isterim!
142Yad ellerde neylerim? ...'
Mısra Şerhleri

Şiirin edebi analizi, şerhi ve eski kelimelerinin anlamlarını incelemek için altı çizili sarı mısraların üzerine tıklayabilirsiniz.

Ses ve Video Kayıtları

Henüz medya kaydı eklenmemiş.