Edebiyatımız
22px
1Arzularım muayyen bir haddi aşınca
2Ve kulaklar sözlerime sağırlaşınca
3Bir ihtiras duyup vahşi maceralara
4Çıkıyorum bulutları aşan dağlara.
5Tanrıların başı gibi başları diktir,
6Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir,
7Ben de katıp vücudumu bu genişliğe,
8Bakıyorum aşağılarda kalan hiçliğe.
10Bu dağların bir rakibi varsa rüzgardır.
11Rüzgar burda tek başına bir hükümdardır.
12Burda insan duman gibi genişler, büyür.
13Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.
14Buralarda her düşünce sona yakındır,
15Burda her şey bizden uzak, ‘O’ na yakındır.
16Burda yoktur insanların düşündükleri,
17Rüzgar siler kafalardan küçüklükleri.
18Yanağıma çarpar geniş kanatlarını,
19Ve anlatır mabutların hayatlarını.
20Arasıra kulağını bana verdi mi,
21Ben de ona anlatırım kendi derdimi.
23‘Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgar!
24Benim artık yalnız sana itimadım var.
25Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden
26Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben.
27Etrafımın sözlerine aklım ermedi,
28Etrafım da bana asla kulak vermedi.
29Senelerden beri hala anlaşamadık,
30Ben de kestim anlaşmaktan ümidi artık.
31Gözlerimde hakikati sezen bir nurla
32Etrafımı süzüyorum biraz gururla.
34Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya
35En büyük şey, en asil şey küçülür burda.
36Burda yalan para eden biricik iştir,
37Burda her şey bir yapmacık, bir gösteriştir.
38Kimi coşar din uğruna geberir, yalan!
39Kimi gider vatan için can verir, yalan!
40Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır;
41Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır.
42Şairlerin büyük aşkı fani bir kızdır,
43Bu dünyada herkes sinsi, herkes cılızdır.
44Ne hakiki aşktan burda bir çakan vardır,
45Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır,
46Her büyüklük cüzzam gibi dökülür burda,
47En muazzam ölüm bile küçülür burda.
49Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,
50Her dakika insanlardan uzaklaşıyor.
51Zaman zaman mağlup olsam bile etime,
52İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.
53Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum,
54İşte rüzgar, şimdi sana sığınıyorum!
55Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta,
56En asil şey seni buldum kainatta,
57Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır,
58Ne de süse, gösterişe baktığın vardır.
59Deniz gibi muamma yok derinliğinde,
60Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde.
61Bir dev gibi küçük, mızmız sesleri yersin,
62Allah gibi görünmeden hüküm sürersin.
64Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin,
65Rüzgar! Bu dağ başlarında çırpınan serin
66Kanatların gökyüzünde akan bir seldir,
67Bana kudret ve cesaret veren bir eldir.
68Beşerlikten uzaktayım senin ülkende,
69Senin gibi azamete aşıkım ben de.
70İşte Rüzgar! Senin gibi ben de deliyim.
71Islıklarım senin gibi inlemelidir,
72Herkes beni ürpererek dinlemelidir.
73Rüzgar! Sana, yalnız sana benzemeliyim.'
Mısra Şerhleri

Şiirin edebi analizi, şerhi ve eski kelimelerinin anlamlarını incelemek için altı çizili sarı mısraların üzerine tıklayabilirsiniz.

Ses ve Video Kayıtları

Henüz medya kaydı eklenmemiş.