22px
1I.
2Niçin sürgünsün şair yaşadığın toplumda?
3Işıksız bir karmaşadır siyasal partiler,
4Bir yararı olur mu şu tasasız ruhuna?
5Çiçeğe durmuş şiirin sararıp soluyor;
6O boğucu, kirli havalarında onların,
7Güzelim buhurların, günnük kokuların;
8Şaşırıyor yolunu soluklarını duyunca.
9Köle ruhlu kavgalarında senin yüreğin,
10Çimeni gibidir yaşadığımız kentlerin
11Gelip geçenlerin ayaklarının altında.
13Halkın ve kral, dumanlı, sisli başkentlerde
14Nasıl çarpışıyor iki ölümcül güç gibi,
15Duymuyor musun seslerini dehşet içinde,
16Sen ey toprağına tohum serpiştiren çiftçi!
17Sen ey şair, sen ey usta, kapat kulağını!
18Bu şamatanın sana hiçbir yararı var mı?
19Gürültünün patırtının içinden gelen
20Bu insanların arasında asla yer alma!
21Dizelerde tanrıya şarkılar söyleyen sen
22Uzak dur, uzak dur, onlara sakın karışma!
23Arınmış ruh, şarkını göklerde meleklerin
24Verdiği huzurlu, barışçı konserde söyle!
26Sen ey kutsal çiçek, sen de gidip çöllerin
27Engin gökleri altında serpilip büyü!
28Sen ey düşsever insan, sığınakları ara!
29Gizli mağaraları, barınakları ara!
30Unutuşa kanat aç bulmak için sevdayı,
31Sessizliğe koş eğer işitmek istiyorsan
32Gökten gelen o sevecen ve o ciddi sesi,
33Loş yerlere koş gönü görmek istiyorsan.
35Haydi ormanlara git, haydi sahillere git!
36Kendi tatlı şarkını oralarda bestele!
37Yaprakların ve gök gibi mavi dalgaların
38Şarkılarıyla, ilahileriyle birlikte.
39Tanrı seni bekliyor kutsal bir yalnızlıkta;
40Tanrı ne çokluklarda, ne kalabalıklarda;
41İnsan küçüktür, nankördür ve beyhudedir.
42Her şey kırlarda titreşir, kırlarda ah çeker.
43Doğa büyük bir çalgıdır, büyük bir lirdir,
44Şair ise o büyük lirin kutsal yayıdır.
46Fırtınalarımızdan çekil ey bilge kişi!
47Bu imparatorluk ki tehlikeli sularda,
48Yol alıyor, ne dümeni var ne pusulası
49Sen sakın aldanma, sen sakın kanma ona!
50Bu gemi senin için bir aralık ayında,
51Bir balıkçının kurutmak için ağlarını
52Gerdiği odasının en ücra köşesinden,
53Uğursuz bir gürültüyle gece karanlıkta,
54Ürperen ve yana yatmış direkleriyle,
55Geçişini duyduğu bir gemi gibi olmalı.
57II.
58Çok yazık! diyor şair, yazık, hem de çok yazık!
59Ben suların ve ağaçların sevdalısıyım;
60Onların mırıltıları, fısıltılarıyla
61Yoğruldu, olgunluğa erişti yetkin aklım.
62Kin, nefret yoktur evrenin yaratılışında.
63Engeller yoktur onda, zincirler yoktur onda.
64İyilik doludur çayırlar, dağlar, tepeler;
65Gülleri, çiçekleri anlatır bana güneşler;
66Doğada, uçsuz bucaksız bir huzur içinde
67Ruhum dört bir yana ışıklarını saçar.
69Seviyorum seni, seviyorum kutsal doğa!
70Senin içinde eriyerek sen olmak da var;
71Oysa serüvenlerin yaşandığı bu çağda
72Herkes kendini başkasına tutsak kılıyor.
73Her düşünce bir güçtür, her düşünce kuvvettir.
74Tanrı özsuyunu kabuklar için yaratır,
75Yeşermiş, çiçek açmış dalları kuşlar için,
76Ovadaki bitkiler, otlar için dereleri,
77Dolu kadehleri dudaklarımız için,
78Akıllar için düşünürü, bilge kişiyi.
80Tanrı böyle istiyor çelişkili zamanlarda,
81Herkes çalışır ve herkes bir hizmet sunar.
82Kardeşlerine dönüp de "Ben artık çöle
83Gidiyorum" diyenlere yazıklar olsun!
84Kinler, nefretler, rezillikler şu şaşkın,
85Huzursuz halkın yakasına yapışmışken
86Ne ayıp ayakkabısını giyip gidene!
87Hiçbir işe yaramayan bir şarkıcı gibi
88Kentin kapılarından apar topar tüyen,
89Kırık dökük düşünüre yazıklar olsun!
90Daha güzel günleri hazırlamak için şair
91Karanlık günlerde, kötü günlerde gelir.
92Ütopyaların, düşsel ülkelerin adamıdır;
93Ayakları burada, gözleri başka yerdedir.
94İster yersinler onu, ister övsünler, ne gam!
95O peygamberler gibidir, her an, her zaman
96Ve her yerde, içine her şeyi sığdırdığı,
97Elinde salladığı bir meşale gibi
98Geleceğimizi, güzel günleri aydınlatır.
100Halklar sıkıntıya düştüğünde onları görür,
101Hep aşklarla dolup taşar tüm düşleri.
102O düşler ki nesnelerin ona fırlattığı
103Gölgelerin, karanlıkların ürünüdür.
104Alay etsinler onunla, varsın etsinler,
105O düşünmeyi sürdürür ve kitlelerin
106İşitmediği şeyi sessizliğe kaydeder.
107Kimileri küçümser, görmezden gelir onu
108Bu boş insanların sözlerine güler geçer,
109Kahkahayla güler ve sessiz sessiz düşünür.
111Uğultularını ve hıçkırıklarını
112Dalga dalga kumsallara yayan kalabalık,
113Bir okyanus gibi düşlerimizin üstüne
114Kuşkuyu ve alayı yayan kalabalık,
115Seni kıvançlandıran soylu, yüce düşünce
116Devam ediyor gök bak hâlâ kekelemeye,
117Ama yaşamın damgasını da taşıyor,
118Çünkü insan soyu var Havva'nın karnında
119Kartal yumurtasında kartal, meşe palamudunda
120Meşe var! Bir beşiktir Ütopyalar da!
122Zamanı geldiğinde kamaşmış gözlerinizle,
123Bu beşikten, serpilip açmış yürekler için,
124Daha iyi bir toplumun çıktığını göreceksiniz.
125Hakkın doğurduğu görevin, kutsal düzenin,
126Galip gelen inancın ve iyi geleneklerin,
127Çıktığını göreceksiniz. Bu devingen ve
128Hep kıvançlı ya da hep üzgün kalabalık,
129Yasanın ancak düşler kurarak devşirdiği
130Bir şeylerin tohumunu bir gün atacaktır.
131Bir gün ayaklarının üstünde duracaktır.
133Fakat bu güçlü tohumları taşımak için,
134İçinde kutsal ışınların arındırdığı,
135Esin dolu, sapasağlam yürekler gerek.
136Katıksız yürekler, tertemiz yürekler gerek.
137Alabora olur tayfası olmayan gemi
138Kadırganın yol alması için nasıl ki
139Kürekçiler her iki yandan kürek çekerse,
140Herkesi ve herşeyi anlayan Tanrının da
141Ancak büyük ruhlara düşüncelerinin
142İki yanında kürek çektirmesi gerek.
144Uzak dursun sizlerden kutsal kuramlar,
145Uzak dursun gelecek zamanın yasaları,
146Geçmişte sizin yıldızınız altından giden,
147Sonra sanrının arkasına gizlendiği,
148Örtüyü kaldırıp atıp da ruhunu pintilik,
149Ve tutkunun en alçakça emellerine
150Hiçbir şey olmamış gibi hemen teslim eden,
151Geçmişi, anıları, umutları olmayan,
152Bu solgun dudaklı konuşmacı, bu hatip
153Uzak dursun sizlerden, uzak dursun sizlerden!
155Uzak durur adı insan sarrafına çıkan,
156Keselerini altınla doldurmak isteyen,
157Efendisini yeni hizmetçiler taşıyan,
158O eski rahip gülücüğünü götüren,
159Dinselliğini pazara çıkarıp satan,
160Yırtık gülücükleriyle tüm kötülüklerin,
161Göbek attığı bu zevk, bu eğlence cümbüşünde,
162Başkaları düşünürken o kafayı çeken,
163Gerçek hazineleri çar çur edip kaybeden
164Cüce ruhlu mağrur devden uzak durun!
166Dört yol ağızlarında sağa sola sataşan
167Boş öfkelerden, hiddetlerden uzak durun!
168Günün birinde kaplan kesilecek olan
169Halkın sevdiği bu kedilerden uzak durun!
170Halk dalkavuklarından, saray yağcılarından,
171Partisinin orta yolcu olduğunu söyleyen
172Çıkarcı, bencil politikacıdan uzak durun!
173Uzak durun bütün sönmüş köseğilerden,
174Göğüslerinde bir ruh taşımayanlardan,
175Ve ruhlarında Tanrıyı taşımayanlardan!
177Yalnızca bu adamların eline kaldıysak,
178Ulu Tanrım, içinde yaşadığımız bu çağda,
179Şair nasıl olur da bağırmaz acı içinde
180Nasıl olur da bağırmaz "yazık! yazık!" diye
181Bir gün utançtan yüzünü de gösteremez,
182Evinin eşiğinde, öyle bekler ayakta,
183İnmek üzere olan akşamın karşısında,
184Silinen, yitip giden güne göz yaşı döker,
185Ufkun dört köşesine, ufkun dört bir yanına
186Korkunç bir hayalet gibi küllerini saçar.
188Bulutlarda gezen çakırdoğanları gibi
189Gülüşleri duyulur utkulu şairlerin,
190Yergici şairlerin, alaycı şairlerin,
191Aristofanes'lerin, ve kara şairlerin.
192Sayısız utancımızı yüzümüze vurmak için,
193Petrone karanlıkta uykusundan uyanıp,
194O ünlü Romalı üslubuna sarılırdı.
195Aşağılık, alçak çağımızın yöresinde
196Archiloque'un topal vezni, aksayan vezni
197Bir kırbaç gibi hoplayıp zıplardı elinde.
199Ama Tanrı geri çekilmez hiçbir zaman,
200Bu güneş ki her şeye bir soluk kazandırır,
201Hiçbir zaman tümüyle yitip gitmedi gözden,
202Tümüyle batmadı gizlendiği tepelerden.
203O hep üzgün ve tasalı koyaklar için,
204Körleştirilmiş karanlık şu ruhlar için,
205Gururun yoldan çıkardığı yürekler için,
206Uçurumların üzerindeki bir doruğa
207Işınlarını bırakır, ışınlarını ve
208Bazı gerçekleri bırakır alınlar üstüne.
209Durmayın haydi yüce ruhlar ve düşünceler,
210Durmayın kemirilmiş sıkıntılı beyinler,
211Durmayın hasta yürekler, yaralı gönüller,
212Sizler dua edenler, güzel şeyler düşünenler!
214Haydi biraz cesaret, ey gelecek kuşaklar!
215Fırtınanın, boranın ormanda ağaçlarda,
216Kopardığı gürültüyle, istemeyerek de olsa
217Gelen sizler! haydi biraz daha cesaret!
219Dur durak bilmeksizin amaçsız dolaşanlar,
220Sizler! yolun zifiri karanlıklarında,
221Ellerini uzatarak düşünüzün şekillerini
222Gördüğüne inanan gezgin kuşkucular!
223Sizler, kafaları acı çeken düşünürler!
224Sizler, ilahi bir dehşetle dolu olanlar!
225Koyak'ın böğürtlerine sarkmış olarak
226Uçurumların kıyılarına tutunanlar!
228Sizler, bu kederli ve utkulu dalgaların
229Denizinde kazaya uğrayan ey insanlar!
230Sizler, denizden tir tir titreyerek çıkanlar!
231Sizler! Yalnızca yüreklerini kurtaranlar!
233Bütün sabahlarda, çiçeklerin arasında
234Sizler, güneşin doğduğunu gören bilgeler!
235Ve bu kutsal ışıkların içine gömülmüş
236Tan kızıllığında yeniden gelirsiniz siz.
238Sizler, ey savaşçılar! Gün doğmadan elini,
239Kolunu yıkamak için hazır bekleyenler!
240Sizler, odalarda düşler, hayaller kuranlar!
241Gözleri karanlığın içinde yitip gidenler!
242Sizler, ey sabrın ve direncin insanları!
243Sizler, ey hep mutlulukları dileyenler!
244Sizler, hâlâ İsa efendimizin eteğini
245Ve hâlâ umudu avuçlarında tutanlar!
247Sizler ellerinde lamba, bir şey arayanlar!
248Sizler tek silahı övendire olan çobanlar!
249Dayanın ey dağlarda, beldelerde olanlar!
250Dayanın, dayanın, ey vadilerde olanlar!
252Yeter ki her biriniz dar bir keçi yolunu
253Bir sabahın izini, bir karığı izlesin;
254Yeter ki hepinizin kara bir dalga olan
255Kıyısı Tanrı ve kuzey yeli bulut olsun;
257Yeter ki siz inancınızı eksik etmeyin,
258Yeter ki siz kıvançlıyken ya da kederliyken
259Bir çocuğa, bir yıldıza ya da bir çiçeğe
260Zaman zaman sevgi dolu gözlerle bakın;
262Yeter ki k��le ya da özgür yurttaş demeden
263Her şeyde ve herkeste sevecek bir yan bulun,
264Yeter ki siz, teninizin her bir dokusunda
265Evrensel insanlığın titreştiğini duyumsayın.
267Dayanın, karanlığın ve köpüğün içinde
268Hedef çok yakında ortaya çıkacak,
269Sisin, dumanın içindeki insanlık soyu
270Bir sözcük değildir, bir bilmecedir ancak.
272Öne eğilmiş alınlarınızın üstünden
273Yeterince geceler ve fırtınalar geçti.
274Kaldırın gözlerinizi, kaldırın başınızı!
275Işık orada, yukarıda, yürüyün haydi!
276Ey halklar, kulak verin, kulak verin bu şaire!
277Ey halklar, kulak verin bu kutsal düşsevere!
278Gece alnı ışıklı olan yalnızca odur,
279O muştulayacaktır size karanlıkları,
280Delecek olan gelecek zamanları
281Açılmamış tohumu yalnız o bilebilir
282Bir kadın gibi tatlıdır erkek ve Tanrı,
283Ormanla ve dalgalarla nasıl konuşursa,
284Onun ruhuna da öyle usulca seslenir,
285Yumuşak, sevecen ve usul bir sesle.
287Çünkü O'dur bütün dikenlere karşın,
288Arzulara ve kederli olaylarla karşın,
289Yıkımlarınız içinde eğilip geleneği
290Toplayarak yürümeye devam eden odur.
291Gökyüzünün kutsayabildiği her şey,
292Ve yeryüzünün kapladığı her şey,
293Bereketli, verimli bir gelenekten doğar.
294Kökü geçmişe dayanan bütün düşünceler,
295İster insansal olsunlar ister tanrısal,
296Gelecekte de yaşar ve çiçekler açar.
298Işık saçıyor şair sonsuz gerçek üstüne
299Işık saçıyor şair, saçıyor alevlerini,
300Olağanüstü bir aydınlıkla ruhumuz
301İçin ışıl ışıl parlatıyor gerçekleri.
302Boğuyor ışığıyla, ışığıyla dolduruyor,
303Kenti, çölü, Louvre'u ve kulübeyi,
304Bütün ovaları, bütün dağları ve tepeleri,
305Kaldırıyor perdeyi gizlerin üzerinden
306Çünkü şiir kralları ve şiir çobanları,
307Yıldızdır, Tanrının yolunu gösteren.
Mısra Şerhleri
Şiirin edebi analizi, şerhi ve eski kelimelerinin anlamlarını incelemek için altı çizili sarı mısraların üzerine tıklayabilirsiniz.
Kaynak: siir.sitesi.web.tr